Skip Navigation LinksAna Sayfa > iklimgender

KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE TOPLUMSAL CİNSİYET

 

İklim değişikliği küresel bir sorun olmakla birlikte, IPCC Raporu’nda da belirtildiği gibi, etkileri bölgelere, kuşaklara, yaşa, ekonomik koşullara ve cinsiyete bağlı olarak önemli farklılıklar gösterecektir. Toplumsal cinsiyet ilişkileri ve rolleri ile iklim değişikliği arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. Küresel iklim değişikliği sorunu kaynakları ve sonuçları açısından olduğu kadar, uygulanan azaltım ve uyum önlemleri ve bunların etkileri açısından da toplumsal cinsiyetle ilişkilidir. Toplumsal cinsiyet rolleri dolayısıyla kadınlar ve erkekler arasında iklim değişikliğine katkı ve sonuçlarından etkilenme bakımından belirgin farklar bulunmaktadır. Toplumsal cinsiyete dayalı farklılıklar ve eşitsizlikler özellikle etkilerle başa çıkma ve uyum kapasitesi üzerinde belirgin bir etkiye sahiptir. Varolan toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri iklim değişikliğine karşı kırılganlığı artırıcı bir rol oynamaktadır. Bu nedenlerle, toplumsal cinsiyetin iklim değişikliği politika, strateji, plan ve programlarına bütünleştirilmesi gerekmektedir.

 

Kadınlar ve erkekler toplumsal cinsiyet rolleri itibariyle iklim değişikliğinin sonuçlarından farklı biçimlerde etkilenmektedir. Cinsiyete dayalı toplumsal işbölümü, ekonomik ve doğal kaynaklara erişimdeki farklılıklar, toplumsal algı ve normlar kadın ve erkeklerin iklim değişikliğinden etkilenme düzeylerini farklılaştırmaktadır. Kadınlar aile üyelerinin bakımı ve ev işlerindeki sorumlulukları, gelir yetersizliği, mali kaynaklara ve kurumsal desteklere erişememe gibi yapısal ve toplumsal nedenlerle iklim değişikliğinin olumsuz sonuçlarından daha fazla etkilenmektedir. Örneğin, kuraklık ve su kıtlığı kadınların ev işlerindeki yükünü artırmakta, bu sorunların yol açtığı tarımsal ürün düşüşü gıda yetersizliği ve yoksullaşmaya neden olmaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri kadınları iklim değişikliğine bağlı aşırı hava olaylarının yol açtığı risklere karşı erkeklere göre daha kırılgan hale getirmektedir. İklimle bağlantılı olanlar da dâhil olmak üzere, doğal afetlerde ölen kadınların sayısının erkeklerden daha fazla olduğu saptanmıştır (UNDP, 2009). İklim değişikliğiyle bağlantılı sağlık risklerinin kadınlar ve erkekler üzerinde farklı etkileri olacaktır. Kadınlarla erkekler arasında iklim değişikliğinin sonuçları ve alınabilecek önlemler konusundaki eğitim ve bilgilendirme olanaklarına erişim açısından da farklar bulunmaktadır.

 

Kadınlar ve erkekler, yine toplumsal cinsiyet rolleri dolayısıyla, iklim değişikliğine karşı alınan önlemlerden ve uyum mekanizmalarından da farklı biçimde etkilenirler. Bu mekanizma ve önlemlerin kadınların ve erkeklerin toplumsal cinsiyete dayalı farklı deneyim ve sorumlulukları göz önünde bulundurulmadan geliştirilmesi cinsler arasındaki eşitsizlikleri pekiştirici sonuçlar doğuracaktır.

  

Toplumsal cinsiyetin, iklim değişikliği algıları ve sorunla başa çıkma yöntemleri üzerinde de etkisi bulunmaktadır. Kadınlar ve erkekler arasında iklim değişikliğine karşı duyarlılık ve iklimin korunması amacıyla tercih edilen önlemler açısından farklar olduğu belirlenmiştir. Büyük ölçüde gelir düzeyine ve yaşam biçimlerine bağlı olmakla birlikte, özellikle gelişmiş ülkelerde tüketim alışkanlıklarındaki farklılıklar nedeniyle cinslerin iklim değişikliğine katkısı arasında da  bazı farklar olduğu belirtilmektedir (Röhr, 2007).

  

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin iklim politika ve programlarına yerleştirilmesi kadınların azaltım ve uyum önlemlerine katılmasını ve yapabilir kılınmasını sağlayacaktır. Ne var ki, kadınların iklim değişikliği ile ilgili ulusal ve uluslararası karar süreçlerine katılımı kısıtlıdır. Kadınların diğer alanlarda olduğu gibi iklimin korunması ve uyum politikalarıyla ilgili karar mekanizmalarına katılımının kısıtlı olması, müzakerelerde ve ortaya çıkan politika ve stratejilerde toplumsal cinsiyet perspektifinin yeterince yansıtılamamasının en önemli nedenlerinden biridir (Röhr, 2007).

  

BMİDÇS, diğer Rio Sözleşmeleri olan Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ve BM Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi’nin aksine toplumsal cinsiyete ilişkin hüküm içermemektedir. Kyoto Protokolü de toplumsal cinsiyetle bağlantılı sorunlara yer vermemiştir. Sözleşme ve Protokol kapsamında geliştirilen azaltım ve uyum politika ve önlemleri ile mekanizmaların tasarımında da toplumsal cinsiyet boyutu gözetilmemiştir. Ancak iklim değişikliği rejiminin gelişim süreci içinde toplumsal cinsiyet boyutu gerek karar alma süreçleri gerekse azaltım ve özellikle de uyum önlemleri bağlamında ele alınmaya başlanmıştır. Örneğin, Marakeş’te toplanan COP7, Sözleşme ve Protokol altında oluşturulan organlarda kadınların katılımının artırılmasına ilişkin 36/CP.7 sayılı karar ile Tarafları kadınların iklim değişikliği ile ilgili tüm karar alma düzeylerinde katılımını sağlayacak önlemler almaya çağırmıştır (FCCC/CP/2001/13/Add.4). Ulusal Uyum Eylem Programları (NAPA) için hazırlanan rehberde iklim değişikliğinin kadınlar ve erkekler üzerindeki farklılaşan etkileri ve kadınların uyum önlemlerindeki yaşamsal rolü vurgulanmıştır. Rehber cinsiyet eşitliğini NAPA hazırlama sürecinin yönlendirici ilkelerinden biri olarak kabul etmiş ve hazırlık sürecine kadınların katılımının gereğine işaret etmiştir (UNFCCC, 2002).